Quotation

Miletos’lu Aspasia’nın nutku

“Çocuklarım, yiğit kimselerin oğulları olduğunuzu bu tören açıkça gösteriyor. Şerefsiz yaşayabilirdik; fakat sizi ve evlatlarınızı lekelemektense, babalarımıza ve atalarımıza şerefsizlik getirmektense, şerefle yaşamayı tercih ettik. Soyunu alçaltan bir kimse için, hayat boş bir şeydir. Böyle birini, ne tanrılar arasında; ne yeryüzünde, ne de ölümünden sonra yerlerin altında, sevecek kimse bulunmaz. Onun için sözlerimizi hatırlayın ve unutmayın ki, hayatta göreceğiniz iş ne olursa olsun, erdem olmayınca, elde edeceğiniz her şeyin, yapacağınız her işin sonunda, utanç ve kötülük vardır. Ne zenginlik, zengin olan alçak bir kimseyse, ona şeref getirir; çünkü böyle bir halde, zenginlik onun değil, başkasınındır; ne de beden güzelliği ve kuvveti, kötü ve alçak bir kimsede bulunursa, yerini bulmuş olur, uygun düşer; çünkü o kimseyi daha belirli bir şekilde ortaya koyar, alçaklığını daha açık olarak gösterir. Doğruluk ve erdem dışında kalan her bilgi de düzmecedir, bilgelik değildir. Onun için, hiç şaşmadan güdeceğiniz ilk ve son gaye, bizi ve bizden önce gelenleri erdem yolunda geçmek için bütün gayretinizle çalışmak olacaktır. Erdemden yana, biz sizden üstün kalırsak, bilin ki bu zafer bizim için bir utanç olacak; yenilir, alt olursak, bu bize saadet getirecektir. Bizim yenilmemiz, sizin de yenmeniz için en iyi çare, hayatınızı atalarınızın kazanmış olduğu ünü kullanıp harcamayacak bir şekilde düzenlemeniz ve değeri olduğunu sanan bir adam için, kendi meziyetlerinden değil de atalarının ünü sayesinde şeref kazanmanın çok utanç verici bir şey olduğuna inanmanızdır. Gerçi ataların kazandığı şeref, evlatları için güzel ve yüce bir hazinedir, ama böyle zenginlik ve şeref hazinesinden faydalanmak ve ne malınız, ne mülkünüz, ne de şerefiniz olmadığı için, onu torunlarına geçirmemek utançtır, alçaklıktır. Bu kurallardan şaşmazsanız, bahtınız sizi, buraya, yanımıza getirdiği zaman, her birimiz dostunuz oluruz; fakat onlara hiç aldırmaz, alçaklık ederseniz, sizi burada kimse iyi karşılamaz. Bu sözlerimiz, evlatlarımız içindir.


Bazılarımızın anaları, babaları hâlâ sağdır. Başımıza bir felaket gelecek olursa, onları, bu felakete, ellerinden geldiği kadar katlanmaya teşvik etmek gerekir. Onlarla beraber ağlamayın; ıstıraplarını körüklemeye hiç de gerek yok; bahtsızlıkları onlar için yeter bir acıdır. Bu acılarını gidermek, yumuşatmak gerekir. Onlara hatırlatın, tanrılar, gönüllerinin dilediğini yerine getirmiştir; çünkü, onlar, oğulları için ölümsüzlük değil, erdem ve şeref istiyorlardı ve bunu sağlamakla en yüksek iyiyi elde ettiler. Bir ölümlü, hayatta her şeyin gönlünün dilediği gibi olmasını bekleyemez. Felaketlerine mertçe katlanırlarsa, yiğit evlatlarının gerçekten yiğit babaları olduklarını göstermiş olurlar. Acılarına dayanamazlarsa, babalarımız olmadıkları veya bizi övenlerin yalancı oldukları yolunda şüphelere yol açarlar. Atalarımız böyle düşüncelere sebep olmamalıdırlar. Kendileri gibi yiğit evlatların babaları olduklarını, herkese yaşama tarzları ile gösterip bizi övmelidirler.


“Hiçbir şeyde aşırı olma” eski sözü güzel bir söz sayılırdı; gerçekten de öyledir. Kendini saadete götüren veya yaklaştıran şartları kendi içinde arayan; bunları başkalarına bağlayarak, onların başarı veya başarısızlıklarına göre bahtını tesadüfe bırakmayan bir kimse, hayatını iyi düzenlemiş demektir. Böyle bir adam, bilgedir, merttir, akıllıdır. Böyle bir adam, servet veya çocuk edinsin, servetini veya çocuklarını kaybetsin, her türlü halde, o özdeyişi yerine getirecek; sevinçte de kederde de aşırılıktan kaçınacaktır; çünkü, bütün güveni kendinedir. İşte, biz, babalarımızın böyle olduklarını ileri sürüyoruz; böyle olmalarını istiyor, diliyoruz. Biz de şu anda böyle davranıyoruz; ölecek olsak bile, ne aşırı bir hiddet, ne aşırı bir korku duyuyoruz. Analarımıza, babalarımıza yalvarırız, geri kalan günlerini bu duygularla geçirsinler. Bilsinler ki ağlayıp sızlamakla bizleri memnun edemezler! Ölüler yeryüzünde olup bitenlerden haber alıyorlarsa eğer analarımız, babalarımız, kendilerini hırpalayarak, felaketlerinin yükü altında ezilirlerse, bizi gücendirir; acılarına ölçülülükle, ferah yürekle katlanırlarsa gönlümüzü ederler. Bizi, insanoğluna nasip olabilecek en güzel son bekliyor; onun için ağlamayın, bizi yüceltin. Karılarımıza, çocuklarımıza gelince, onlara bakın, besleyin, düşüncelerini bu yola çekin; çünkü, böylece, felaketinizi unutur, daha güzel, daha asil bir ömür sürer, gönlümüze de daha yakın olursunuz.


İşte, yakınlarımıza söylenecek sözler. Şehre gelince, onu, babalarımıza, çocuklarımıza, hatırımız için bakmaya; babalarımızı ihtiyar yaşlarında beslemeye, çocuklarımıza da iyi terbiye vermeye teşvik ederdik ama bu yolda teşvike ihtiyaç görmeden onlara gerektiği gibi bakacağını biliyoruz.


İşte, ölülerin oğulları, anaları ve babaları, işte, sizlere söylememi istedikleri şeyler. Ben de bütün gayretimle bunları bildiriyorum. Ben kendim, onların adına, sizlere yalvarırım: Oğullar, babalarının yolunda yürüsünler; ötekiler de hiçbir kaygı duymasınlar. Çünkü emin olunuz, fertler ve devlet, sizi ihtiyarlık günlerinizde besleyecektir ve her birimiz, bir ölünün babasıyla karşılaştığımız zaman, ona şefkat ve muhabbet göstereceğiz. Devlete gelince, size karşı gösterdiği ilgiyi hepiniz biliyorsunuz sanırım. Savaşta ölenlerin çocuklarına, babalarına iyi bakılması için kanunlar yaptı ve en yüksek makama, bu ölülerin ana babaları adaletsizliğe kurban gitmesinler diye, onlara herhangi bir yurttaştan daha iyi bakmak vazifesi verildi. Devlet, çocuklarının yetiştirilmesine de yardım ediyor ve yetim olduklarını elden geldiği kadar unutturmaya çalışıyor. Onlara, daha çocukken, kendisi babalık ediyor; yetiştikleri zaman da tam bir zırh hediye ederek, mallarının başına gönderiyor. Babalarının mertliğini gösteren silahları da vererek, onların nasıl davranmış olduklarını belirtiyor, hatırlatıyor. İlk defa baba ocağına girip, hüküm sürmeye başlayacakları zaman da iyiye belirti olsun diye de babalarının silahlarını kuşanmalarını istiyor. Ölülere gelince, onları yüceltmekten geri kalmıyor; her yıl, herkesin önünde, bütün ölülerin hatırası için, her birimizin kendi evlerimizde kendi ölülerimizin hatırası için yaptığımız gibi törenler yapıyor; bunlara beden idmanları, at yarışları, çeşitli musiki müsabakaları katıyor. Devlet, gerçekten, ölülerin, mirasçı ve oğlu; oğulların babası; babalarının da vasisi yerini tutuyor; bütün zaman boyunca da dikkat ve özeni hiç esirgemiyor. Devletin yaptıklarını göz önüne getirin, başınıza gelen felakete daha kolay katlanırsınız; ölenlere ve yaşayanlara kendinizi sevdirmek, göreceğiniz ve göstereceğiniz dikkat ve özeni kolaylaştırmak için en iyi çare budur. Haydi, artık, hepiniz, ölülere, kanunun buyurduğu gibi gözyaşları döktünüz. Dağılın.

Kategoriler:Quotation

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s