Kitap

Okuduklarım – Geleceğin Fiziği

Kitap gerçekten büyüleyici. Düşünülmeyenleri düşündürtmeye çalışan bu kitap ile baştan sona çekiciliğini koruyor. Temel olarak gelecek yüzyılı  tahmin etmek üzerine kurulu bir kurgusu var. Bırakın gelecek yüzyılı, önümüzdeki birkaç yılı bile tahmin etmek ürkütücü bir iştir. Bir gün insanlığın kaderini değiştireceğine inandığımız teknolojileri hayal etmek ise çok daha zor. 

Önümüzdeki 100 yılı tahmin etmenin zorluğunu idrak etmek için, 1900 yılında yaşayan insanların, 2000’li yılların dünyasını tahmin etmekte karşılaştıkları zorluğu anlamamız gerekir. 1893’te, Chicago’daki Columbia Dünya Fuarı’nda yetmiş dört herkesçe tanına kişiden, gelecek 100 yıl içinde hayatın neye benzeyeceğini tahmin etmeleri istenmişti. Onların devamlı olarak bilimin ilerleme hızını hafife almaları bir problemdi. Örneğin, çoğu bir gün Atlantik ötesi ticari hava araçlarına sahip olacağımızı doğru olarak tahmin etmişti, ama bunların balon olacaklarını düşünmüşlerdi. Senatör John J. Ingals, “Vatandaş için idare edilebilir (yönlendirilebilir) balon, şimdiki araba ya da botlar gibi sıradan bir şey olacak” demişti. Ayrıca, arabanın gelişini de sürekli olarak ıskalamışlardı. Posta Bakanı John Wanamaker, Birleşik Devletler postasının, gelecek 100 yıl boyunca, at sırtında ya da posta arabaları tarafından dağıtılacağını ifade etmişti. 

Bilimin ve yeniliklerin küçümsenmesi patent ofisine bile sirayet etmişti. 1899’da Birleşik Devletler Patent Ofisi müdürü Charles H.Duell, “İcat edilecek her şey icat edilmiş bulunuyor” demişti. 

Bazen kendi alanında uzman kişiler bile burunlarının dibinde olanları hafife almışlardı. Warner Brothers’ın kurucularından Harry M.Warner 1927’de sessiz filmler döneminde “Aktörlerin konuştuğunu duymayı kim ister ki?” diye görüş belirtmişti. 

Ve IBM’in başkanı Thomas Watson 1943’te “En fazla beş bilgisayar için bir dünya pazarı olacağını düşünüyorum” demişti. 

Bilimsel keşfin gücüne gereken önemin gösterilmemesi, saygıdeğer New York Times’a kadar uzanmıştı. (Times 1903’te tam da Wright Kardeşlerin Kuzey Carolina’daki Kitty Hawk’ta uçaklarını başarılı bir şekilde uçurmalarından bir hafta önce, uçan makinelerin zaman kaybı olduğunu beyan etti. 1920’de, Times bu kez roket bilimcisi Robert Goddard’ı eleştirdi, roketlerin boşlukta hareket edemeyeceklerini, dolayısıyla da onun çalışmasının bir saçmalık olduğunu iddia etti. Kırk dokuz yıl sonra, Apollo 11 astronotları Ay’a indirdikleri zaman, Times, haklarını yemeyelim, sözlerini geri aldı: “Bir roketin boşlukta çalışabileceği şimdi kesin olarak anlaşılmıştır. Times hatası için üzgündür.”) 

Buradan çıkartılacak olan ders şudur; Geleceğe karşı bahse girmek son derece risklidir. 

İşte Michio Kaku bu riske giriyor ve muhteşem fikirlerin yer aldığı pek çok konuda geleceği anlatıyor. Geleceğe ilgi duyan, araştırma geliştirme süreçlerinde yer alan, zihnini açmak isteyen her kişinin okuması gereken bir kitap olarak değerlendiriyorum. 

Kategoriler:Kitap

Tagged as: ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s