Hayat

Ertelemeyin.. Şimdi Yapın..

Hayatımızın her aşamasında çeşitli bahanelerle yaptığımız bir davranış biçimimiz var, ERTELEMEK..

Acaba neleri erteliyoruz?

Sitem edecek diye bir arkadaşımızı yada akrabamızı aramayı erteliyoruz, Ailemizle görüşmeyi onlarla vakit geçirmeyi erteliyoruz,

Affetmeyi erteliyoruz,
Yapacağımız işleri erteliyoruz, hedeflerimiz için adım atmayı erteliyoruz.
Nasıl olsa işi bana vermezler diyoruz teklif verdiğimiz birisini aramayı erteliyoruz,
Beni zaten anlamıyor ne konuşsam anlamayacak diyerek konuşmayı erteliyoruz,
Sorunlarımızı çözmeyi erteliyoruz,
Evimizi taşımayı, alışverişi, arkadaşlarımızla buluşmayı erteliyoruz,
Borçlarımızı ödemeyi erteliyoruz,
Tatil yapmayı, kilo vermeyi, kitap okumayı, araştırma yapmayı çalışmayı erteliyoruz,
Sağlığımızla ilgilenmeyi, kendimize zaman ayırmayı, aslında sonuçta kendimizi erteliyoruz.

Artık bize hizmet etmeyen, ilerlememize engel olan hayatımızdaki kişileri, eşleri, sevgilileri, olayları, geçmişimizi, sorunları bırakmayı erteliyoruz,
Bütün bunların içinde bir de “Ben başaramam, yapamam, beceremem vs”diye ertelediklerimizde var,
Hayatı, güzel yaşamayı, mutlu olmayı, erteliyoruz.

Aslında şu anda hayatınıza baktığınızda bütün bu yazdıklarımın dışında sizde bir liste yapsanız ertelediğiniz yüzlerce madde sıralayabiliriz.

Yaşamınızda neleri erteliyorsunuz?

Şimdi bir liste yapın ve yazmaya başlayın. Neden erteliyorsunuz? Bahanelerinizi de yazın. Aramayı ertelediğiniz bir kişi bir bakıyorsunuz vefat ediyor, sizde kalan duygu ise ahh aramıştı beni, geri dönmedim, “çok konuşacak, hastalıklarını,sorunlarını anlatacak diye” arayacakken vazgeçtim, şimdi ölmüş…derken yaşamış olduğunuz bir suçluluk duygusu, vicdan azabı ile baş başa kalıyorsunuz.

Arasaydınız, sesini duysaydınız, biraz ilgilenip vaktinizin çok az olduğunu ama sesini duymak istediğinizi söyleseydiniz hem siz hem de o kişi rahatlamış olacaktı. Şu an kalan tek duygu
ahh keşke dediğimiz bir suçluluk duygusu.

Hayat gayesi diyerek, hayatın içinde koşturmaktan ailemizle görüşmediğimizde, onlarla yeterli zaman geçirmeyi onlardan esirgediğimizde, yani bunu ertelediğimizde size hayat veren can veren şu anki yaşamınızı size armağan eden kişileri yok sayıyor aslında onlara saygı göstermiyor oluyorsunuz. Sonuçta siz anne ve babanız aracılığıyla şu an bu dünyadasınız. Ertelediğimiz ne?bir gülümseme, sıcacık bir dokunuş, bir teşekkür, sevgi dolu sözler, kucaklaşma, saygı, ilgi, anlayış özellikle anne ve babamızdan bunları esirgediğimizde, hayatta diğer insanlardan beklemiş olduğunuz bu duyguları yaşamadığınız için kimseyi suçlamamak gerekiyor. Ölmüş olsalar bile bayramlar veya özel günler mi olması gerekir onlar için bir dua okumak, onların mezarını ziyaret etmek için.

Eşinizden, sevgilinizden ayrılmayı erteliyorsunuz bahaneniz “ama seviyorum” duygusuysa sizce sevgi acı verir mi? Size kendinizi kötü hissettirir mi? Daha ne kadar çok mutsuz olmanız, kendinize acı yaşatmanız, üzülmeniz gerekiyor. Bakın ilişkinize neler yaşadınız, neden yaşadığınızın, kendinize neden bunları yaşattığınızın farkına varın. Neyi, hangi duyguyu iyileştirmeniz gerekiyorsa iyileştirin duygunuzu, sonra bırakın onu ve kendinizi, ertelemeyin artık…

Size kendinizi değersiz, güvensiz, güçsüz, sevgisiz, yalnız hissettiren karşınızdaki kişi değil kendinizsiniz! İntikam almayı, bedel ödetmeyi, zorla hayatınızda tutmaya çalışmayı bırakın, kendi değerinize sahip çıkmayı ertelemeyin. Özgürleşmeyi, gerektiği zaman sevgiyle de bırakmayı yaşayın, yoksa yaşamış olduğunuz her deneyim daha da ağırlaşacak ve zorla bırakmayı öğreneceksiniz.

Yaşamınıza hizmet etmeyen her şeyi bırakın artık, bunu ertelemeyi bırakın.

Dişinizin dolgusu düşüyor, dişçiye gideceksiniz, erteliyorsunuz. Zamanım yok, işim çok diyorsunuz.15 dakikalık iş defalarca dişçiye giderek daha çok zaman kaybetmenize, daha yüksek bir para ödemenize yada dişinizi kaybetmenize neden oluyor.

Sorun odaklı yaşamak ise yine sizin seçiminiz.Sorunlarınızla yüzleşme cesaretini gösterin ve gereğini yapın. Erteledikçe daha çok sorunlar üst üste gelmeye başlar. Belki o kadar korkmanıza gerek yok. Basit olan bir sorunu gözünüzde büyüttüğünüz için, gücü soruna verdiğiniz için korkuyorsunuz. Gücü şimdi elinize alın, sorunu masaya yatırın, yüzleşin onunla, bir gözlemci gibi bakın ona ve çözün. Bu sorun size ait olmasaydı çok sevdiğinizin birinin sorunu olsaydı nasıl bir çözüm önerirdiniz?

Sorun varsa çözüm de vardır. İçinde bir yerde, uzakta aramayın. Sorunlar sorun olarak görüldüğünde sorun olur. Kendinizi ifade etmeyi ertelemeyin!! Kimsenin, en azından şu an için, karşısındaki kişinin aklından geçenleri okuma özelliği yok. Bu yüzden beni anlamıyorlar diye yakınmak yerine karşınızdaki kişileri suçlamadan, yargılamadan konuşmayı ve duygularınızı,isteklerinizi anlatmayı öğrenin ve bu şekilde davranın.

Başaramam, yapamam, beceremem diye ertelediklerinize gelince, bunlar sadece adım atıp denemediğiniz şeyler için kendi kendinize vermiş olduğunuz hükümler. Kendi gücünüzü mü inkar ediyorsunuz, üstünüze ben başarısızım, beceriksizim diye etiketler yapıştırıp yaşamın içinde böylemi dolaşmak istiyorsunuz, o zaman size bu şekilde davranan insanlara kızmayın onlar size kendi kendinize yapıştırmış olduğunuz bu etiketlerinizi hatırlatıyor, şimdi bakış açınızı değiştirin. Olumsuz hükümler vererek kendinizi yerin dibine batırmak yerine,

Başarılı olmak benim en doğal hakkım,elimden gelenin ve bilebildiğimin en iyisini yaparım ve başarırım. İçimdeki Tüm yetenek ve becerilerimin yaşamımda ifade bulmasına izin veriyorum… gibi düşünceler içinde olun. Ödemelerinizi ertelediğinizde, belki de evrenin size olan akışını kesiyorsunuz. Başkalarının hakkı olan parayı, emeğinin karşılığını vermeyi ertelediğinizde bana haksızlık yapılıyor diye şikayet etmeyin, alacaklarımı alamıyorum, satış yapamıyorum, kimse bana ödeme yapmıyor demeyin. İnsanlara yaşama ne veriyorsanız, hangi duyguları yaşatıyorsanız, verdiğinizi alacak, aynı duyguları sizde yaşayacaksınız.

Affetmeyi ertelediğinizde içinizdeki öfke ve kızgınlıklar daha da büyüyerek sizi hasta etmeye başlayacak. Belki kanser olacak, yaşamdan kopacaksınız…Sevgiyi ilgiyi böyle mi almak istiyorsunuz? Karşınızdaki kişinin size acımasını, sizin için suçluluk duymasını mı istiyorsunuz? Kimi affedeceksiniz? Onu mu, kendinizi mi? Tabiî ki kendinizi, kendinize yapmış olduğunuz tüm haksızlıkları, kendinize bütün olumsuzlukları yaşatma iznini veren sizsiniz, kendinizi affedin ve özgürleşin tüm olumsuz duygularınızdan. Ertelemeyin.

Şimdi yapın… Kendinizden özür dileyin… Affedin kendinizi.

Ertelemenin yaşamımızı nasıl ele geçirdiğini anlatmak çok uzun sadece birkaç örnek verdim sizlere. Bütün bunların sonucunda her ertelediğimiz olayda,

1- Sevgi ve ilgi vermeyi erteliyorsak, para vermeyi erteliyorsak, sağlığımızı erteliyorsak, konuşmayı erteliyorsak, zamanımızı, yapacağımız işleri erteliyorsak yaşamda bize istediğimiz şeyleri vermekte ertelemeler yaşatacak.

2- Erteledikçe kazandığımızı sanıp kaybettiğimizi göreceğiz.

3- Erteledikçe şu anı sadece şu anı keyifle yaşayamıyor olacağız. Ya geçmişin acısı, üzüntüsü ve keşkeleri ya da geleceğin endişesi içinde kaybolup gideceğiz.

4- Durmaya başlayacağız, hareket edemiyor olacağız.”Boğuluyoruz” diye kendimizi ifade ediyor olacağız.

5- Kafamız hep ertelediğimiz işler ile dolacak, sorunlu, yorgun, mutsuz insanlar olarak yaşamaya devam edeceğiz.

6- Ruhumuza acı veren öldüren bizi yok eden suçluluk duygusu ile yaşıyor olacağız.

Ertelediklemizle kendimizi, yaşamı, yaşamayı erteliyor olduğumuzu belki de çok geç anlamış olacağız.

Aslında; Mutlu olmayı, sağlıklı olmayı, güzel olmayı, zengin olmayı, başarılı olmayı aşık olmayı içimizdeki gerçeğimizle buluşmayı,kendimiz olmayı,özgür olmayı bu hayata ait her şeyi tüm güzellikleri yaşamayı erteliyor olacağız.

Şimdi listenizdeki ertelediğinizi düşündüğünüz ne varsa tüm yazdıklarınıza bakın. Neden erteliyorsunuz? Hayatınızdan ne kadar çok şey aldığının, ertelediğiniz her şey için aslında ne büyük bedeller ödediğinizin farkındalığıyla bakın. Hala ertelemek istiyor musunuz? Durmak mı, ilerlemek mi seçiminiz? Suçluluk duyarak mı yaşamak, içiniz rahat ve huzurlu yaşamak mı istiyorsunuz? Durmayı bırakın, ertelediğinizi düşündüğünüz her şeyi, şimdi yapın!!!

Sloganınız ŞİMDİ YAP!!! olsun.

Yaptıkça listenizdeki her maddenin üstünü çizin… Her bitirdiğiniz iş, üstünüzden büyük bir yük büyük bir sorumluk hatta ertelediğiniz için yaşamış olduğunuz suçluluk duygusunu üzerinizden atacak. Daha da özgürleşeceksiniz.

Zihniniz ruhunuz enerjiniz o kadar rahatlayacak ki içiniz huzurla dolacak. Zamana bırakmanız gereken her olayı ise siz elinizden gelenin en iyisini yaparak zamana bırakın. Ruhumuza seslenelim, kendi gerçeğimizle buluşmayı kendimiz olmayı ertelemeden şimdi gerçekleştirelim. Mutlu olmamıza engel olan her şeyden şimdi özgürleşelim ve bu hayatın hakkını vererek eğlenerek, sevgiyle, neşeyle yaşayalım. Yaşam armağanımıza, kendimize sahip çıkalım. Kendimiz için, hedeflerimiz için, hayallerimiz için şimdi adım atalım ve harekete geçelim. Ertelemek yok!! Durmak yok!!! Bitti!!!

Şimdi sevinç ve coşku içinde, sevgi dolu, rahatlıkla ve kolaylıkla ilerleme zamanı.!! Yaşamın keyfini çıkartın ve gülümseyin hayata. Güneşe her baktığınızda iç dünyanızdaki muhteşemliği ve ışığınızı hatırlayın… Işığınızla ve kalbinizdeki o muhteşem sevgiyle parlayın. Sevgi ve mutlulukla dolu, harika bir yaz dönemi diliyorum.

Huzurla ve sevgiyle kalın.

Füsun Paşa

Kategoriler:Hayat

Tagged as: ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s